Üyelik Girişi
M. Zühdü Bilgi Hattı
Site Haritası
Takvim
Muhammed Zühdü(KS)
İSRA SURESİ "MİRAÇ"

ISRA SURESİ(*)

 

   

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ

سُبْحَانَ الَّذى اَسْرى بِعَبْدِه لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَاالَّذى بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ ايَاتِنَا اِنَّهُ هُوَالسَّميعُ الْبَصيرُ

(İsra, 17/1)


Bu sûre-i celile yüz on bir âyeti kapsamaktadır. Tercih edilen görüşe göre bütün bu âyetler Mekke-i Mükerreme'de inmiştir. Bazı zatlara göre yalnız (60, 76, 80) inci âyetler Medine-i Münevvere'de inmiştir.

Bu mübarek sürede Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimizin geceleyin miracı şerife ulaştığı beyan buyurulduğu için buna "Isrâ Sûresi" adı verilmiştir. Çünkü "Isrâ" kelimesi, geceleyin bir yerden diğer bir yere yaya veya süvari olarak gitmek ve gidilmek manasınadır. Miraç ise yükseğe çıkmak demektir. Yüce Peygamber'in geceleyin götürülmesi, göklerin üstüne kadar çıkarılması gerçekleştiğinden bu yolculuğa "Miraç" adı da verilmiştir.

Bu mübarek isrâ sûresinin başlıca, içeriği şunlardır:

(I) Bundan evvelki Nahl sûresinde Hazreti İbrahim'in büyük bir Peygamber olduğu ve Cenab-ı Hakkın iyilik yapanlarla beraber bulunduğu bildirilmişti. Bu Isra Sûrei celilesinde de son peygamber Hz. Muhammed'in Miracı Şerife çıkması bildirilerek onun ne kadar seçkin yüce bir peygamber olduğuna ve ne kadar Allah'ın ihsanına mazhar, iyi ve saygın bir zat olduğuna işaret buyurulmaktadır.

(2) Hazreti Musa'ya ve İsrail oğullarının durumlarına ait açıklamalar

(3) Kur'an'ı Kerim'in nasıl bir hidayet rehberi olduğuna, Allah'ın kudretini gösteren yaratılış eserlerine, kulluk vazifelerini yerine getirmeyenlerin korkunç âkibetlerine ve nice kavimlerin bu yüzden helak olmuş olduklarına dair bilgiler.

(4) insanların nelerle mükellef olduklarına, valideynin ve akrabaların haklarına riâyetin lüzumuna dair uyarılar.

(5) Diğer riayet edilecek ve kendilerinden kaçınılacak hususlara dair bilgiler ve bu konudaki hikmetli açıklamaları.

(6) Allah'ın birliğine şahitlik eden deliller, Kur'an'ı Kerim'e ve bir kısım hakikatlara karşı inkarcıların vaziyetleri, cahilce iddiaları.

(7) Hak Teâlâ'nın bu âlemdeki tasarrufları, inkarcıların haklarındaki helak ve cezayı ve bazı hususlardan dolayı tecelli eden ilâhî imtihanı

(8) Meleklerin Hazreti Adem'e karşı secde ile mükellef iyetleri, şeytanın ise bu secdeden kaçınmış ve ebedî lanete hedef olmuş olduğu.

(9) İnsanlık hakkındaki çeşitli nimetler, bunlara karşı bir takım kimselerin nankörlükte bulunmakta oldukları âkibet, kimlerin selâmete erip kimlerin eremiyecekleri.

(10) Namazların kılınacağı vakitler, Kur'an-ı Kerim'in inişindeki faideler, hikmetler. (11) Ruh hakkındaki suale cevap.

(12) Bütün insanlar ve cinlerin Kur'an-ı Kerim'e bir benzer meydana getiremiyecekleri ve kâfirlerin nasıl bir inatçı şekilde küfre düşmüş oldukları ve kendilerine verilen cevap.

(13) Hazreti Musa'ya verilen âyetler, hârikalar. Firavun'un iddiası ve felâkete uğrayışı.

(14) Kur'an'ın büyük bir hak ve hikmet üzere nazil olmuş olduğu, Cenab'ı Hak'ki İlim ve irfan ehlinin tevhid ve teşbihe devam edecekleri ve Hak Teâlânın değerli vasıfları.

 

 

 

1, Noksan sıfatlardan münezzehtir o -kudret sahibi yaratıcı-ki , kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid'i Aksâ'ya yürüttü. Tâ ki, ona âyetlerimizden bir kısmını gösterelim. Şüphe yok ki, ancak o "ezelî yaratıcı- dir her şeyi işiten gören.

 

1. Bu mübarek âyet, yaratıkların en şereflisi olan Yüce Peygamberimizin bir nice kudret ve azamet eserlerini görmesi için geceleyin Mescid-i Aksa'ya götürülmüş olduğunu beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: Her tülü mükerhmellikleri zatında toplamıştır ve bütün noksanlardan (uzaktır o) Kudret sahibi Yaratıcı (ki kulunu) en şerefli bir kulu ve habibi olan Peygamberlerin efendisi, Hazreti Muhammed Aleyhisselâm'ı (bir gece) az bir müddet içinde bir kudret hârikasının eseri olarak (Mescid-i Haram'dan) Kâbe-i Muazzama'dan, Kâbetullahın kuzey tarafındaki Hicrülkâbe, Hicri İsmail ve Hatimi Kabe denilen mevkiden veya Hazreti Ali'nin kız kardeşi Ümmühânî Radiallahü anhanın Kabe'nin çevresinde bulunan evinden aldırarak (çevresini mübarek kıldığımız) maddî ve manevî bereketlere, bolluklara mazhar kılmış bulunduğumuz (Mescid-i Aksa'ya) Beyti Mukaddese o zamana kadar ötesinde daha başka bir mescit bulunmayan ve geçmiş bir kısım Peygamberler için bir mabet, bir vahyin iniş yeri olan o kutsal mevkie (yürüttü) oraya bir harikulade tarzda kavuşturdu, (ta ki ona) Hazreti Muhammed Aleyhisselâm'a (âyetlerimizden gösterelim) Yüce Yaratıcının kudret ve büyüklüğüne şahitlik eden birnice hârikaları, ruhlar ve melekler âleminin eşsizliklerini görmeye muvaffak olsun. O kadar uzak mesafeleri öyle az bir zaman içinde gidip birnice mübarek Peygamberlerin görünecek ruhaniyetleriyle temasta bulunsun. (Şüphe yok ki ancak, o) Yüce Yaratıcı ve Kerem sahibi, (dîr her şeyi) bütün mahlûkatının sözlerini,    dualarını niyazlarını, (işiten) ve ancak o ezelî yaratıcıdır her şeyi (göreni her şeyden hakkıyla haberdar olan işte Yüce Resulü olan Hazreti Muhammed'in de bütün yakarışlarını işiten, bütün ibadet ve itaatini görüp bilen o Yüce Yaratıcı, o muhterem habibini, Resulünü öyle pek yüce bir seyahat şerefine kavuşturmuştur.

          Resûl-i Ekrem Sal lal lah ü Aleyhi vesellem Efendimizin "Miraç" denilen bu mübarek sayahati, en kuvvetli rivayetlere göre peygamberliğin onüçüncü senesinde hicretten altı ay önce recebi şerifin yirmi yedinci gecesinde meydana gelmiştir. Bu gecede yüce Peygamberimiz, zaman ve mekânda münezzeh olan Yüce Allah'ın tecellilerine, ilâhî hitablarına kavşmuş, bir nice kutsî âyetleri, alâmetleri görmeye muvaffak olmuştur. Bütün müslümanlar, her sene Miraç gecesine tesadüf eden bu mübarek geceyi kutlamaya çalışırlar, bu gecede ibadet ve itaatte bulunmayı büyük bir nimet bilirler, günahlarından tövbe etmeyi, insaniyete hizmette bulunmayı mühim bir vazife kabul ederler.

 Resûl-i Ekrem'in bu miracı, müslümanların çoğunluğuna göre uyanık bir halde ruh ve cesetle beraber vaki olmuştur. 0 Yüce Peygamber'in bir gece içinde Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götürülmüş olduğu bu âyeti celile ile sabittir. Binaenaleyh inkâr eden kâfir olur, Mescid-i Aksâ'dan göklere, sidretülmüntehaya götürülmüş, orada Allah'ın tecellilerine kavuşmuş olduğu da meşhur hadisler ile sabittir. Binaenaleyh bunu inkâr edenler de bidat işlemiş ve sapıtmış olurlar. 0 Yüce peygamberin bu gecede arş ve kürsüyü, cennet ile cehennemi seyretmiş olduğu da ahâd hadis ile sabittir. Bunu inkâr edenler de hata etmiş sayılırlar.

 Miracın vukuu icma ile sabittir, ruh ve cesetle beraber olduğu da müslümanların çoğunluğunca kabul edilmiştir. Bu seyahat, büyük bir harika kabilinden olarak pek az bir zamanda" vuku bulmuş, Resûl-i Ekrem'in öyle geceleyin Mekke-i Mükerreme'den ayrıldığını başkaları görmemiş oldukları için bu miracın yalnız ruh ile meydana geldiğini Hazreti Ayşe validemiz gibi bazıları kabul etmişlerse de bu, çoğunluğun kanaatine ve birçok hadisi şerifi açıklamalarına aykırı bulunmuştur.

 Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hazreti Cibril'in getirmiş olduğu burak ile yani: Şimşek gibi son derece parlak ve süratli harekete sahip bir hayvan, bir nakil vasıtasiyle başlangıçta Beytülmukaddes'e varmış, orada iki rekât namaz kılmış, sonra Cibril-i Emin ile birinci göğe yükselmişler, gök kapıları açılmış, orada Hazreti Adem'ie görüşmüştün Sonra ikinci göğe çıkmışlar, orada da Yahya ve Isa Aleyhimesselâm ile görüşmüştür. Sonra da üçüncü semaya çıkmışlar, orada da Yusuf Aleyhisselâm ile karşılaşmıştır, Sonra da dördüncü semaya yükselmişlerdir. Orada da Idris Aleyhisselâm ile karşılaşmıştır. Badehu beşinci semaya yükseliıken Harun Aleyhisselâm ile görüşmüştür. Bunu müteakip de altıncı semaya yükselerek orada da Musa Aleyhisselâm ile sohbette bulunmuştur. Bundan sonra da yedinci semaya çıkarak İbrahim Aleyhisselâm ile görüşmüştür. Bütün bu mübarek Peygamberler, Resûl-i Ekrem Efendimize merhabalar diyerek hakkında dualarda bulunmuşlardır. Hazreti İbrahim, Beytülmamûr denilen yüce bir makama dayanmış bulunuyordu ki, buraya h erg ün yetmiş bin Melek geliyor, bir daha geri dönmüyorlardı.

 Son Peygamber Hz. Muhammed, o yüce makamlardan sonra "Sidretülmüntehâ" denilen pek yüce bir makama ulaşmıştı. Orada Resûl-i Ekrem Hazretleri pek kutsî tecellilere mazhar olmuş ve o geceden itibaren beş vakit namaz farz kılınmıştır. Başlangıçta elli vakit farz kılınmıştı. Hazreti Musa'nın tavsiyeleri üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz bir kaç defa Cenab'ı Hak'ka dua ve yakanşta bulunmuş, ümmeti hakkında kolaylık gösterilmesini niyaz etmiş, nihayet elli vakit beş vakte indirilmiş, fakat bir vaktin edası için on misli sevap verileceği vâd buyurulmuş olduğundan beş vakit namaz, elli vakit namaz sevabını kazandırmıştır.

          Sidretülmüntehâ; bütün meleklerin ilimleri ancak bu makama kadar vasıl olabileceği için bu makama bu unvan verilmiştir. Diğer bir rivayete göre de Hak Teâlâ'nın yukarıdan inen ve aşağıdan yükselen emirleri bu makamda son bulduğu için buna "Sidretülmüntehâ" denilmiştir.

 Yüce Yaratıcının kudret ve büyüklüğünü düşünen, bu içinde yaşadığımız dünyada bile nice kudret hârikalarının gözler önünde tecelli edip durduğunu gören aydın kimseler için Miraç harikasını inkâr etmek, imkânsız görmek asla mümkün değildir.

Evet.. Gök cisimlerinin varlığını, süratli hareketlerini görüp biliyoruz. Özellikle güneşin ne kadar süratle hareket ettiği ve ondan yayılan ışıkların birkaç dakika içinde yer     yüzünü kapladığı görülüp durmaktadır. İnsanların bile bir takım maddî vasıtalar ile ne kadar yükseklere az bir zamabunlar, Cenab'ı Hak'kın bu kâinata verdiği özellikler sayesinde meydana gelmektedir. Artık bu kadar muazzam kâinatı var eden bir Yüce Yaratıcı dilediği muhterem bir kulunu derhal dilediği makamlara yükselemez mi? Bunun aksini iddia, Allah'ın kudretini inkârdan başka birşey değildir.

Eğer Peygamberin miracı, yalnız mhanî olsa idi onu birçok kimselerin o zaman inkârına mahal kalmazdı, halbuki, o hem ruhî ve hem bedenî olduğu içindir ki. Allah'ın kudretini düşünme özelliğinden mahrum bulunanlar onu inkâra kalkışmışlardır.

Resûl-i Ekrem, Kudüs'ü şerifi asla görmemişti, Miraçtan sonra oraya dair bilgi verdiği gibi o esnada yolda tesadüf etmiş olduğu bazı kafilelere dair de bilgiler vermiş, ve onlar da öylece ortaya çıkarak Resûl-i Ekrem'in iddiasını kuvvetlendirmiştir. Göklere çıkmış bulunması ise daha büyük bir hâdise olduğundan bu âyeti kerime de Peygamberin yalnız Beytülmukaddese kadar olan yolculuğu açıklanmış, bir takım inkarcıların daha ileri inkâra gitmemeleri için göklere yükselme hususu bu âyette hikmet gereği izah edilmemiştir. Fakat her yönüyle güvenilir, doğru sözlü olan Yüce Peygamber göklere kadar olan yükselmesini de birçok hadisler ile ümmetine haber vermiştir. Buna İman edilmesi de müminlerin imanlarındaki sağlamlığı, isabeti bir kat daha arttırmış bulunmaktadır.

          Kısacası: Peygamber efendimiz Miraç âleminde âdeta maddî alemle ilgili hususlardan sıyrılmış, ilâhî bir feyze kavuşmuş, mübarek gözleri önünde bir nice eşsiz kudret eserleri tecelli etmiştir.

 

Münevver eyledin sen pertev! veçhinle eflâki,

Seni tebcil-ü tebrik eyleriz ey mefharî âlem!..

 

(*)Bilmen Tefsiri 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
11 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam12
Toplam Ziyaret264953
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.82125.8446
Euro6.54736.5735
Hava Durumu
Anlık
Yarın
14° 6°
Banka Hesabımız

   Manisa İl, İlçe ve Köyleri Dayanışma Derneği 

TÜRKİYE FİNANS KATILIM BANKASI

MANİSA ŞUBESİ 

HESAP NO

962136-1

IBAN NO

TR09 0020 6000 6400 9621 3600 01

Bağış Kabulü
 www.muhammedzuhdu.org
Ya Allah (cc) Ya Resul (sav)
Bayrağımız