İnsanlığa , Allaha giden yolu gösteren Kuran-ı Kerimin indirildiği ve içinde bin aydan daha hayırlı olan bir gecenin bulunduğu mübarek ramazan ayına kavuşmuş bulunmaktayız.
Bu ayda oruç tutmak mü'minler üzerine farz kılınmıştır.
Kur anı Kerimde ;
"Ey iman edenler, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinizede oruç farz kılındı. Umulur ki, (oruç tutmak suretiyle kötülerden) korunursunuz." (Bakara -183)
Bu gece, ameller, rızıklar,eceller hastalıklar gibi önemli işleri yazılıp ayrıldığı ve ilgili meleklere teslim edildiği gecedir. Bu gece, Mü'minler için mağfiret gecesidir. sevgili peygamberimiz;"Allah-ü Teala Şaban ayının yarısında kullarının durumunu gözden geçirir, müşrik ve kindar olanlardan başka herkesin günahını affeder."(7)
Berâet, “iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması” anlamına gelir.
Şâbanın on beşinci gecesinde müslümanların Allah’ın affı ve bağışlaması ile günah yükünden kurtulacağı umularak bu geceye Berat gecesi denmiştir. Berat gecesi için Arapça eserlerde “şâbanın ortasındaki gece”, “mübarek gece”, “rahmet gecesi” ve “sak (الصك = belge) gecesi” mânalarına gelen terkipler kullanılmaktadır.
Mi’raç, Sevgili Peygamberimizin en büyük mucizelerinden biridir, bir gece içinde Mekke’den Kudüs’e, oradan da aşkın bir âleme doğru yaptığı mukaddes ve manevî bir yolculuktur. Bu yolculuğun özet şekli Kur’ân-ı Kerîm’de, ayrıntısı ise sahih hadislerde anlatılır. Birçok ilâhî sırrı, hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu kutsal gece hakkında, İsrâ sûresinin ilk âyetinde şöyle buyrulur:
“Kendisine âyetlerinden bir kısmını göstermek üzere kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiği Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir”[1].